Hayat içeriden dışarı akar

Keine Fotobeschreibung verfügbar.

(Amaç) insanın içinde bulunduğu durumlar karşısında bedeninde meydana gelen kimyasal değişikliklerin yarattığı duygu dalgalanmalarıyla baş etmek için kendisine öz denetim sağlamak, meydana gelen kimyasal değişiklikleri kontrol altına alarak gelişimini tamamlamak. İçeride meydana gelen kimyasal değişmeler gerçekken, dışarıdakiler sadece bir yönlendirme aracıdan başka bir şey değil. Bu yüzden insan da tıpkı yumurta gibi içsel darbe aldığında hayat bulurken. dışarıdan aldığı darbeyle ölür… M:R

Rüya okulları

Bild könnte enthalten: 1 Person, Wolken, Himmel und im Freien

Aydınlanma, yükselme ve inisiye gibi deneyimlerde en çok karşılaşılan; hatta bu taraklarda bezi olmayanların bile deneyimlediği bir rüya (görü) vardır: kişi hala okula gidiyordur (ilk, orta, lise, üniversite vb. gibi) ve belli derslerden ya kalıyordur ya geçiyordur yada mezun olup bir üst kademeye geçme hakkı kazanıyordur.

Çöldeki bilgi

Bild könnte enthalten: eine oder mehrere Personen, Berg, Himmel, Natur und im Freien

Bilgi dediğin çölde bir yürüyüşle de gelebilir. Ancak onunla böbürlenmeye başladığında gitme vakti gelmiştir… M:R
Evrensel sembolizmde “Ben” bildiğimiz ben değil, “can” bildiğimiz can değil, bilmek bildiğimiz “bil”mek değil. Göz önünde olan değil saklı olanda aramak gerek manaları tıpkı rüyalardaki sembolizm gibi. Çok derin bir söz var “Ben ol da bil!”

Karar ve seçimlerin karmaya etkisi

Doğarsın. Önce dünyaya uyumlanmaya çalışırsın. bilincin belki açık belki kapalıdır. Ama her halukârda elinden bir şey gelmez. İhtiyaçların karşılamak için 2. bir şahsa ihtiyaç duyarsın. Bu öncelikle Annen yada başkaları olur. Bu içinde bulunduğun yada seni dünyaya getiren kişinin içinde bulunduğu duruma bağlıdır. İşte tam burada deneyimlerin başlıyor.

Önce bedenini tanımakla başlarsın. Ama yüzde doksandokuzunu kullanamazsın, savunmasızsın. Bütün ihtiyaçların ağlayarak istersin, çünkü kendini ifade edecek ne dilin gelişmiştir, ne de beyin bunu yapmana müsaade edecektir. Zamanla ama yavaş yavaş beyinle birlikte uzuvların da gelişir. Bu arada etrafındaki insanları tanımaya çalışırsın bilincinin elverdiği kadarıyla. İnsanlarla yaşadığın her durum ve etkileşim sana deneyim kazandırırken bir yandan da karmaların devreye girmeye başlar. bu durumlara verdiğin tepkiler, içinde bulunduğun durumlar dahilinde duygularında meydana gelen dalgalanmalar ve aklından geçen duygular ve bununla ne yapacağın senin karmalarını kaydetmeye başlar. Yaşadığın mutluluklar yanına kâr olarak kalırken yaşadığın travmalarla senin nasıl başa çıktığın da yeni karmalarını oluşturur.

Diyeceksin ki; “ama ben bunu yaşamayı istemedim ki!” Haklı olabilirsin, ama bu durum da karşıdakinin en baştan beri aynı süreçlerden geçerek ve yaptığı seçimler sonucunda içinde bulunduğu durumu meydana getirirken senin seçimlerin yada (küçük çocuklar için) senden sorumlu olan kişinin kararları, düşünceleri yargılar getirmiştir, seninle ilgili olan kısım ise bu durumla nasıl başa çıkacağın alakalı. İçinde bulunduğun durum, yapılan seçimler sonucunda senin yada bir başkasının o ortamı hazırlamış olmandır, olmanızdır yada olmalarıdır.

Şimdi (biraz sert olacak) toplum içinde yaşayan katiller, tecavüzcüler ve bilumum suçlular için aynı ortamları paylaşmamak için yapılması gereken tek şey yaptığımız seçimlere, verdiğimiz kararlara dikkat etmemizdir. Her seçim bir kapı olduğunu farz edersek ve bir karar aşamasında bu kapıların önünde duruyorsak o kapıların ardındakileri en ince ayrıntılarına kadar analiz ederek seçim yapmalıyız ki, nahoş durum ve ortamlarda kendimizi bulmayalım. Bizi birbirimize bağlayan kararlarımız, gösterdiğimiz tepkiler ve durumlara verdiğimiz tepkilerdir.
M:R

Boyutlar arası zar

Evren boyutunun sınırına dayandığın, hatta içinde bulunduğun boyutu diğer boyut(lar)dan ayıran o incecik zara dokundun mu? Bir soğanın zarı kadar ince bir zar olmasına rağmen hazır değilsen aşmanın imkanı olmayan incecik bir zar. Dokunabiliyorsun ama aşamıyorsun, aşmana engel yine kendinsin. Bu tıpkı tatlı su ile tuzlu suyun birbirine karışmadığı bir boyutlar denizi, tıpkı birey hazır olduğunda plesentayı terk edip doğması gibi…

Bilgi Kırıntıları…

Bunca senelerdir okurum (kimine göre çok-kimine göre az olabilir) öğrendiğim bir şey var ki; evrenin sırları hiçbir zaman tek ve sadece bir kitapta yazılı olmadığı. Kitaplar ve sayfaları, filmler ve replikleri, şarkılar ve sözleri, şiirler ve mısraları, tualler ve resimleri ormansa, ormandaki ekmek kırıntıları da verdiği ip uçlarıdır. Yalnız bu ekmek kırıntıları rastgele serpiştirilmiş olduğundan hangisinin bayat hangisinin taze olduğunu hangisinin yenilebilir, hangisinin küflenmiş olduğunun ayırdına varacak olan okuyucudur. ve yenildiğinde sindirilen her kırıntı düşünce yapımız besleyecek ve ne olacağımız konusunda önemli bir rol oynayacaktır… M:R

Erkekler ticaretten, kadınlar emtiadan anladıkları için; kadınlar alışverişe, erkekler pazarlamaya meyillidir

shopping women+salesman ile ilgili görsel sonucu


ASLINDA MAKRO DÜZEYDE ERKEKLERİN TİCARETTE BAŞARILI OLMALARININ SEBEBİ MİKRO (BİYOLOJİK) DÜZEYDE KADINLARDIR. ÇÜNKÜ GEREK HÜCRESEL DÜZEYDE GEREKSE ÇEVRESEL DÜZEYDE DOĞAYA BAKTIĞIMIZDA ERKEKLERİN KENDİLERİNİ DİŞİYE BEĞENDİRMEK AMACIYLA DAHA GÖSTERİŞLİ BİR GÖRÜNTÜYE SAHİPTİR (GERÇİ BU HOMOSAPİENSLERDE FARKLIDIR VE BUNA ÇEŞİTLİ MEZİYETLER GÖRÜNTÜNÜN YERİNİ ALIR. AMA GENELDE DURUM VE SEBEP AYNIDIR).. BU DURUMDA DA NESLİNİ DEVAM ETTİRMEK İSTEYEN ERKEK KARŞISINDAKİ DİŞİ CANLIYA BEĞENDİRMEK ZORUNDA KALDIĞINDAN GÖRÜNTÜSÜNÜ PAZARLAR.
BU NEDENLE ERKEKLER PAZARLAMADA, KADINLAR DA ALIŞ-VERİŞTE İYİDİR… M:R

Farkındalığa uyanma aşamasında karşılaşılan Ruhsal “öğretmen” ve “rehberler”

Ruhsal farkındalık çerçevesinde uyanmış bir ruhun bir öğretmene değil bir deneyimli biriyle konuşmaya ihtiyacı vardır. Çünkü ruhsal farkındalığa uyanmış biri o dilin bilinciyle zaten kendisini uyanmamış olanlar artık anlayamayacaktır ve gittikçe de eski topluluğundan uzaklaşacak hatta dışlanacaktır. Çünkü frekans tutmuyordur artık. Ama bir yandan da değişen frekansı kendisine hızla kendisine denk frekansları çekecektir.
Maalesef günümüzdeki “öğretmen”ler kendilerine fan’lar arıyor; bu tıpkı bir vampir yuvasına benziyor. fanları kendisinin egolarını beslemeleri içinde çevresinde tutarken “öğretmen” kendisine hizmet edilmesi amacıyla etrafındaki hayranlarını kendi izini takip etmesi için eğitiyor. Bu eğitimde ruhsallıktan en ufak bir iz yoktur maalesef.

Bir de “öğretmen”siz eğitilenler vardır ki, bunların frekansları hiç bir zaman fiziksel platformda kendisine eş bir frekansa rastlama şansı bulamayanlar “ruhsal rehberleri” tarafından eğitilirler. Ve bu rehberler asla ve asla öğretmen değildirler; onla kapıyı gösterirler ama açmazlar. Bu ruhsal rehberler öğretmen değildir, onlar frekansa gelenlere bir şey öğretmezler aslında, onlara sadece veriler verirler ve yorumlamasını eğitilene bırakırlar ki bakış açılarını genişletebilsinler. Onlara sadece en önemli tek bir kuralı öğretirler o da “Aradığın şeyi kendin bulman gerekiyor. Ve bu her şey olabilir, ama asla bu arayışın benim verilerimle olmayacak. Sana aradığın şeyi senin verilerinle aramanı öneriyorum. Benim aradığım şeyi arayabilirsin ama benim izimi takip etmemelisin. bu nedenle verilerinl iyi analiz et, ve sorgulamalarını doğru yap. Doğru zamanda , doğru yerde ve doğru ruhlarla karşılaşman dileğiyle” der. Başkalarını değil, KENDİNİ BİLmek bu nedenle önemlidir… M:R

TANRIYI VE ŞEYTANI BULMA ÇABASI

Bild könnte enthalten: 2 Personen

BU TIPKI EVDE KAYBEDİLEN ANAHTARI DIŞARIDA ARAMAYA BENZİYOR. HER SORU CEVABI KENDİNDE (SORANDA) BARINDIRIR. BU SEBEPLE SESLİ SORABİLİRİZ, HATTA FİKİR ALABİLİRİZ, ANCAK NET CEVAPLAR HEP SORUYU SORANDA. BİZLERİN ÇOKLUĞU VE ÇEŞİTLİLİĞİ KENDİ İÇ SESİMİZİN YANSIMASI.

BİZLER ASLINDA YOKUZ. SEN YOKSUN, BEN YOKUM. SEN VAR OLDUĞUNDA BEN YOKUM, BEN VAR OLDUĞUMDA SEN YOKSUN. VE BEN VARSAM SEN VARSIN. SEN VARSAN BEN VAR OLABİLİRİM. BEDENLER SADECE ZİHNİMİZ İÇİN BİRER KABUK. BEDENLER ZİHİN(LER)İN ÇEŞİTLİLİĞİNDEN KAYNAKLANIYOR. VE BU ÇEŞİTLİLİK BİZİM KENDİMİZDEN KORKMAMAMIZ İÇİN VAR. BİR DEYİŞ VARDIR DUYMUŞSUNUZDUR “İNSAN TANRIYLA KARŞILAŞIRSA AKLINI YİTİRİR (DELİRİR)” DİYE, İŞTE SEN KENDİ KENDİNLE KARŞILAŞTIĞINDA ZİHNİN EĞER HAZIR DEĞİLSE AKLINI YİTİREBİLECEĞİ İÇİN İNSAN DENEN ÇEŞİT ÇEŞİT KABUK EDİNMİŞTİR KENDİNE. (DİYE DÜŞÜNÜYORUM)